728x90 Reklam Alanı

Bookmark Post in Technorati Bookmark Post in Technorati

Ömer Hayyam | Rubailer (301-334)


Ömer Hayyam | Rubailer (301-334)


301.

Hayyam, olsa olsa bir çadır senin bedenin,

Can sultanımızın bir süre oturması için;

Ecel hancısı bir başka konak döşeyince

Sultan göçer gider, viran olur çadırın senin.

302.

Şarap içti mi, dilenci sultanlaşır;

Tilki çıkar deliğinden, aslanlaşır;

Yaşlı başlı adam delikanlaşır;

Delikanlı yaşca başca olgunlaşır.

303.

Günahlarım çok olmasına çoktur benim,

Ama dinsizler gibi umutsuz değilim:

Cennet cehennem umrumda değilse de

Ötede hem şarap olacak, hem de sevgilim.

304.

Ey kara cübbeli, senin gündüzün gece;

Taş atma dünyayı bilmek isteyenlere.

Onlar Yaradanın sanatı peşindeler:

Senin aklın fikrin abdest bozan şeylerde

305.

Her gün tövbe eder bozarız biz;

Şanı şerefi de boşarız biz;

Kusur işlersek ayıplamayın:

Sarhoş doğduk, sarhoş yaşarız biz.

306.

Şu sonsuz sayvanı donatan yıldızlar

Akılların aklını durdururlar;

Sen aklından şaşmamaya bak ve bil ki

O tedbirli yıldızlar da yoldan çıkarlar.

307.

Derdin avucundan şarap içmedikçe

Bir yudum su içmiş değilim gönlümce;

Kimsenin tuzuna da ekmek banmadım

Ciğerimi kebap edip yemedikçe.

308.

Daha nice sürsün yalan dolanı ömrün;

Daha nice dert sunsun sakisi ömrün;

Uzatma; kadehindeki son yudum gibi

Bırak dökülsün yere kalanı ömrün.

309.

Her gün şarap cümbüşüne dalanların da

Her gece mihrap önünde kalanların da

Islanmayanı yok, yağmur altında hepsi:

Bir uyanık var, ötekiler hep uykuda.

310.

Unutma, amansız feleğin çarkındasın;

Şarap iç, çünkü ateşten bir dünyadasın;

Madem ki yerin önünde sonunda toprak

Farzet ki üstünde değil altındasın.

311.

Sevgiliyle sabah içmedeyiz, saki;

Biz Nasuh tövbesi bilmeyiz, saki;

Yeter okuduğun Nuh hikayesi

Hemen dolsun huzur kasemiz, saki.

312.

Madem aman vermiyor ecel, saki,

Kadeh boş kalmasın, aman gel, saki;

Şu üç beş günlük dünyada gam yemek

Bizim gönlümüzce iş değil, saki.

313.

Her sabah çiğle bezenir yüzü lalenin;

Yeşillikte bükülür boynu menekşenin;

Ama daha gönlümcedir hali goncenin

Çeker eteğini, derlenir için için.

314.

Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;

Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;

Gamı yakar eritir ateş gibi,

Sağlık sularından şifalıdır, iç.

315.

Açılmışken nasılsa mutluluk gülün

Niçin elinde kadeh yok böyle bir gün?

Şarap iç, can düşmanındır geçen zaman:

Bir daha bu fırsatı bulman ne mümkün?

316.

Gönül, bir düş madem dünya gerçeği

Ne dertlenir, alçaltırsın kendini?

Hoşgör kaderini, gününü gün et:

Yazılan senin için bozulmaz ki.

317.

Sevenlerinden yer yok ben garibe;

Derdine düşenlerle başım dertte;

Sarmışlar seni kum bulutu gibi

Gül yüzünden ışık mı düşer bize.

318.

Yoksula, yoksulluğa yakın ettin beni;

Dertlere, gurbetlere alıştırdın beni;

Yakınların ancak ere bu mertebeye;

Tanrım, ne hizmet gördüm de kayırdın beni?

319.

İnsanlık yaratılalı olgun kişiler

Bulduklarıyla yetinip dert çekmediler

Birbirine girdi gözü doymayanlarsa:

Çok isteme kaderden başın derde girer.

320.

Kim yüreğini uydurduysa aklına

Bir anını yitirmedi bu dünyada;

Ya Tanrı uğruna emek verdi candan

Ya rahatını aradı buldu şarapta.

321.

Ben şarabı eskimiş acı acı severim;

En çok da ramazanda cumaları içerim;

Helal üzümünü ezdim doldurdum küpe:

Ne olur, içinceye dek ekşitme Tanrım.

322.

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.

Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.

Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.

Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

323.

Aşk o yüce mimar, beden evimi kurunca

Aşk dersini yazdırdı bana her dersten önce

Sonra bir parça altın koparıp yüreğimden

Air anahtar yaptı mana hazinelerine.

324.

Gök yaban gülleri döküyor eteğinden

Bir çiçek yağmuruna tutuldu sanki çimen

Gül şarap dolsun kadehimin lalesine

Mor buluttan yere yaseminler düşerken.

325.

Şarap iç, azlık çokluk silinsin kafandan

Kurtul yetmiş iki milletin kaygusundan

Perhize kalkma sakın dokunur diye şarap.

Şarap ki bir dirhemi bin bir derde derman.

326.

Can yoldaşı dostlar çekildi gittiler

Ecel çiğnedi hepsini birer birer

Yan yana oturmuştuk hayat sofrasına

Bizden birkaç kadeh önce sızdı gittiler.

327.

Yokluk suyuyla ekilmiş tohumum benim

Gam ateşiyle tutuşmuş yanar yüreğim

Alındığım toprağa verilmeden önce

Dünyanın serseri yelleri önündeyim.

328.

Bu masmavi kubbenin kurulduğu gün

Bu nur Cevza burcuna verildiği gün

Mumun başına bağlanan alev gibi

Bağlandı yüreğime senin aşk gülün.

329.

Seher yeli eser yırtar eteğini gülün

Güle baktıkça çırpınır yüreği bülbülün

Sen şarap içmene bak, çünkü nice gül yüzler

Kopup dallarından toprak olmadalar her gün.

330.

Mezarda yatanların toz toprak her biri

Zerre zerre dağılıp gitmiş bedenleri

Ne şarap ki bir içen sızmış mahşeredek

İşten güçten habersizler yıllardan beri.

331.

Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?

Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?

Aklın yollarıyla ölçüp biçemezsin bunu sen

Mantıkların, kıyasların sökmez senin bu işde.

332.

Bin bir tuzak kurarsın yolum üstüne

Adım atma yakalarım dersin bir de

Bir zerre var mı dünyada yönetmediğin

Neden asi dersin kendi yürüttüğüne?

333.

Bu dünya sırrını söylemez kimseye;

Bİn Mahmud' u bin Ayaz' ı serdi yere;

Şarap iç, dünyaya gelinmez iki kez:

Bir kez giden bir daha gelmez geriye.

334.

Bu dünyaya gelip gitmemizin kazancı nerde?

Ömrümüzün umut ipliği ne oldu, nerde?

Bu feleğin çemberinde nice temiz canlar

Yandı kül oldular, hani dumanları, nerde?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->