Hayal Kırıklığı

2009-05-14 09:05:00


 

 

Hayal Kırıklığı

 

Hayal kırıklığı denince aklıma kristal bir bardağın taşta çıkardığı ses gelir. Tuzla buz olan bir güzellik, bir değer. Yok oluş.
O bardakla ilgili kurduğum ilişkinin bitmesi ve son duygusu. Hayal kırıklığı; kolumun kırılınca canımın yanması gibi fiziki, bedeni bir acı vermesi bana. Güneşli bir güne uyanıp nereye gideceğine dair planlar yaptıktan sonra kara bulutların toplanıvermesi. Her cumartesi okul yok diye sevinirken birden şakır şakır yağmurun bastırması gibi. Şımşık giyinmiş tam kapıdan çıkacakken naylon çorabın kaçıvermesi ve insanın çileden çıkması. Şimdi nereden çorap bulacağım Allah’ım? Hem de geç kalacağım.

Hayal kırıklığı yani sükut-ı hayal der eskiler. Beklenilen, arzu edilen bir şeyin gerçekleşmemesi halinde duyulan, hissedilen üzüntü. Derin bir üzüntü kaplar içimizi toprak kayması gibi. Tüm hayaller, düşler ve beklentiler altında kalır çamurun. Bir cesede dönüşür. Dünya kapkara bir çamur olur. Birinden telefon etmesini beklerken, sevdiğimizin bir kez bizi görmek için gelmesini beklerken bitmeyen saatler bitince yaşadığımız burukluk. Bugün akşam oldu yine gelmedi. Mehtap çıktı, gece yarısına yaklaşıyor saat, telefon hâlâ çalmadı. Her an bir sese odaklanmış bedenimin yay gibi gergin bekleyişi. Her sese ok gibi fırlamamız ve her fırlayışın sonunda pelte gibi koltuğa çöreklenmesi insanın.

Ah! Hayal kırıklığı uzaktan bir görünüp bir kaybolan gemi bacası gibi yüreğimizi salıncağa bırakır. Bir umut bir umutsuzluk çarkıdır hayal kırıklığı. Derin üzüntüyü yaşarken bile bir köşede saklanmış “ya oluverirse” umudu. En derin hayal kırıklığında bile başını çıkarıverir. Dil çıkaran bir çocuk gibi hep onun peşine düşme isteği içinizde bir sigara yakarsınız. Hayal kırıklığına en çok eşlik eden avunma ve unutma isteğidir. Avunmayı içki, sigara ya da başka insanlarla giderenler olduğu gibi, tüm duygularını, anılarını bastırıp gömenler de vardır.

Sadece rüyalar engellenemez. Rüyalarımız bize yapamadığımız, sahip olamadığımız ve istediğimiz her şeyi verirler. Ölülerimizi bile bize birkaç saatliğine bağışlarlar. Onlarla konuşmak, görüşmek bahtiyarlığına erişiriz. Ne çok hayal kırıklığı yaşadık!

En çok hayal kırıklığı yaşadığımız alan, kadın-erkek ilişkileridir. Bir erkeği severiz, onunla ilgili hayaller kurarız. Hayalimizde bir erkek yaratırız. Onu üçüncü kişilere öyle tarif ederiz ki mükemmellik abidesi. Hayalimizde sevdiğimiz insanı ipeklere boğar, en güzel köşelere oturturuz. İşte, hayal kırıklığının tohumları da buralara ekilir yavaş yavaş. Bir gün salonun ortasında tek başınıza kalınca ya da yalan söylenince o ipekten ibrişimler boğar insanı. Hiç farkına varmadan beklentilerimiz hayal kırıklıklarımız oluverir. Beklenti nedir? İntizar, ümid ediş diye sözlükte karşılığı. Ne çok umut besleriz hayata dair. Umut etme halimizi aşan bir durumdur aslında beklenti. Olmasını şiddetle isteriz, bekleriz. Olmaması söz konusu gibi gelmez bize. Oldurmak için uğraşırız. Zihnimizin bin bir oyunu bize beklentimizin kuvvetli olması gerektiğini söyler. Beklentimiz sayıca çoktur. Bir tane olmaz beklenti dediğin. Sevilmeyi bekleriz, çiçek almasını bekleriz, mücevher bekleriz, evlenmek isteriz, evimizde her şeyi var etmeyi bekleriz .

En büyük hayal kırıklığı onunla mücadele ederken kanatlarının ucundan kırılıverdiğini görmek sanırım. Uçmakta zorlanır da ruhun yorgun düşüverir avuçlarına. Gerçek seven bu düşüşü görüp sıcacık bir güven sunandır ki, hayal kırıklığına ilaç olur.


"Ne Kadar İlgi O Kadar Sevgi"kitabından

 http://img61.imageshack.us/img61/6021/29sd2.jpg

663
0
0
Yorum Yaz