Ezop Masallarından Örnekler

2009-02-18 00:11:00
<!-- /* Font Definitions */ @font-face {font-family:"Cambria Math"; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;} @font-face {font-family:Cambria; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:roman; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073741899 0 0 159 0;} @font-face {font-family:Calibri; panose-1:2 15 5 2 2 2 4 3 2 4; mso-font-charset:162; mso-generic-font-family:swiss; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:-1610611985 1073750139 0 0 159 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:""; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:10.0pt; margin-left:0cm; line-height:115%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri","sans-serif"; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-fareast-font-family:Calibri; mso-fareast-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} .MsoPapDefault {mso-style-type:export-only; margin-bottom:10.0pt; line-height:115%;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->


Ezop Masallarından Örnekler

 

Bülbül ile Kırlangıç


Kırlangıç bir gün bülbülü bulmuş, “Bak, ben insanların çatıları altına yuvamı kuruyor, orada yaşıyorum sen niye gelmezsin?” diye sormuş. Bülbül, “Eski dertlerimi hatırlayıp yeniden dertlenmek istemem de onun için ıssız, ücra yerlerde yaşarım”, demiş.
Bir kimseyi bir kere bahtı vurup yaraladı mı, o kimse artık o yerden, gönlünde yara açmış o yerden de kaçmak ister; bu masal onu anlatıyor.


Balıkçı ile İrili Ufaklı Balıklar


Bir balıkçı ağını denizden çekip iri balıkları tutmuş, kumun üzerine sermiş ama ufak balıklar, delikleri arasından kaçıp kurtuluvermişler.
Fukara kısmı bir işten kolayca sıyrılır ama herkeslerin zengin diye bildiği kimseler tehlikeyi çabuk atlatamazlar.


Tilki ile Ejderha


Tilki bir gün uyuyan bir ejderha görmüş: “Boy dediğin böyle olmalı işte!” deyip kendi de onun yanına yatmış, uzamaya çalışmış; o kadar çabalamış ki sonunda geberivermiş.
Kendinden büyüğe benzemeye kalkmanın hali böyle olur işte. Hem umduğuna erişemez, hem de kendi kendini yok eder.



Ayı ile Tilki
Ayının biri, “Ben insanları severim; ölülerini yemiyorum işte,” diye böbürleniyormuş. Bir tilki bunu duymuş; şöyle demiş; “Keşke ölülerini parçalasan da dirilerine dokunmasan’”
Bu masal, iki yüzlülük içinde yaşayan, boşuna böbürlenen gözü doymazların foyasını meydana vurur.




Diogenes ile Kel

Kel kafalının biri yolda köpeksi filozo Diyojen’i görmüş, başlamış küfürler savurmaya. Diyojen, “Ben de sana uyup ağzımı mı bozacağım? Tanrılar korusun! Ben senin saçlarını öveyim. Ne iyi etmişler de o kötü kafanın üstünde durmayıp dökülmüşler!” demiş.

687
0
0
Yorum Yaz