728x90 Reklam Alanı

Bookmark Post in Technorati Bookmark Post in Technorati

Çanakkale Zaferi | Konuşma

 

Çanakkale Zaferi  | Konuşma


Sevgili Arkadaşlar!

Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir. Birinci Dünya Savaşı’nı galip bitirmek isteyen düşman devletler, gemileriyle Çanakkale Boğazı’nı geçip İstanbul’u almak istiyorlardı.

Osmanlı ordusu, İngiliz ve Fransız donanmalarına karşı Çanakkale Boğazı’nda aylar süren bir dizi deniz ve kara savaşı yapmıştır.

300.000 askerimizin şehit olduğu bu savaşlar sonucunda, düşman donanmaları ağır kayıplar vererek geri çekilmişlerdir. Çanakkale Savaşlarının denizle ilgili bölümü, 18 Mart 1915 tarihinde, düşman gemilerinin geri çekilmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu nedenle, her 18 Mart gününde Çanakkale Savaşlarını anmaktayız.
Çanakkale Boğazını geçmek isteyen İngiliz ve Fransız gemileri, 3 Kasım 1914’de boğazın iki yakasındaki birliklerimize ateş açtılar. Birliklerimizin karşı ateşi ile geri çekilmek zorunda kaldılar. 19 Şubat 1915’de düşman donanması kesin hücuma başladı. Osmanlı ordusunun karşı ateşi ile tekrar geri çekildiler. 18 Mart 1915’de İngiliz ve Fransızlar 16 harp gemisi ile büyük bir hücum daha başlattı. Üç gemisi sulara gömülen düşman donanması, tekrar geri çekilmek zorunda kaldı.

Çanakkale Boğazını gemilerle geçemeyeceklerini anlayan düşmanlarımız, topraklarımıza karadan girmeyi denediler. İngiliz, Fransız, Avustralya, Yeni Zelanda ve diğer bazı sömürge ülkelere ait askerler 25 Nisan 1915 günü karadan çıkarma yapmaya başladılar. Kara savaşları, 9 Ocak 1916 tarihinde son düşman birlikleri de geri çekilene kadar devam etmiştir. 6-7 Ağustos 1915 gecesi Anafartalara yapılan çıkarma harekatını Mustafa Kemal komutasındaki birliğimiz durdurmuştur. 25 Nisan 1915 ve 9 Ocak 1916 tarihleri arasında , yaklaşık sekiz ay boyunca şiddetli kara savaşları olmuştur.

Sevgili arkadaşlar!
Çanakkale Savaşları, Türk Tarihinin belki de en önemli savaşıdır. Daha geniş ve ayrıntılı bilgi sahibi olmak için kaynakları mutlaka okumanızı öneriyoruz. Bugün özgür olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilinmesi gerekir.

Allah bizlere, bir daha böyle bir savaş göstermesin!

 

 

 

Çanakkale Zaferi



Çanakkale Zaferi

 

Çanakkale Savaşı yalnız bizim tarihimizin değil yakın dünya tarihinin en önemli savaşlarından biridir. Çanakkale Boğazı'nı savaş gemileriyle zorlayarak aşma, böylece İstanbul'a kavuşma isteği Avrupa büyük devletlerinin öteden beri özlemidir.

 

1914 yılında I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla İtilaf devletleri bu isteklerini gerçekleştirme fırsatının doğduğuna inandılar. Bu inançla İngiltere ve Fransa işbirliği yaparak 3 Kasım 1914 günü alacakaranlıkta Bozcaada'dan Boğaz'ın ağzına doğru yaklaştılar. Buradan istihkamlarımıza doğru ateş açtılar, İngilizler Seddülbahir ve Ertuğrul tabyalarını, Fransızlar da Anadolu yakasında Kumkale ve Orhaniye tabyalarını havantopu ile dövdüler.

Cephaneliğimize isabet eden top mermisiyle on bir ton barut havaya uçtu, subay ve erlerimiz şehit düştü, İngiliz Donanma Komutanı Amiral Carden Çanakkale önlerinde gösteriler yaptı, düşman denizaltıları boğazı geçmeye kalktılar.

24 Kasım 1914 günü bir Fransız denizaltısı Boğaz sularında görüldü. bu denizaltıyı gören topçularımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladı. 2 Aralık günü İngiliz denizaltısı da bir deneme yaptı. Derinden engelleri aşarak Boğaz'a girdi. Yediyüzelli metre ilerde bulunan Mesudiye zırhlısına torpil atarak bu gemimizi batırdı. Zırhlımızda bulunan subaylardan on'u ve erlerimizden yirmi dördü şehit düştü.

19 Şubat 1915 günü düşman savaş gemileri öğleye kadar uzun menzilli bir bombardımana girişti. Boğaz'a iyice sokuldular. Tabyalarımız akşama doğru düşman savaş gemilerine karşılık verdi. Ertuğrul ve Orhaniye tabyalarından atılan ateş karşısında düşman oldukça bocaladı.

İtilaf devletleri gemileri diledikleri gibi ilerleyemiyor, amaçlarına ulaşamıyordu. Lodos fırtınasını başarısızlıklarının nedeni olarak görüyorlardı. Havalar düzelince yeni saldırılar düzenlendi. Yine sonuç alınamayınca düşman gemilerine komuta eden Amiral Carden görevden alındı. Yerine 17 Mart 1915 günü Robeck atandı. Yeni komutan 18 Mart 1915 günü donan­mayla Boğaz'a saldıracağını, yakında İstanbul'da olacağını Londra'ya bildirdi.

Bu arada Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Albay Cevat Çobanlı 17/18 Mart gecesi boğaz'a mayın hattı döşenmesi emrini verdi. Aldığı emir gereği Binbaşı Nazmi Bey Nusret Mayın gemisi ile o gece yirmi altı mayın, Boğaz'a on birinci hat olarak döşendi. Boğaz'daki mayın sayısı on bir hat olarak 400'ü aşmıştı.

18 Mart 1915: İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden oluşan, o dönemin en büyük deniz gücü, üç filo olarak sabahleyin Çanakkale Boğazı'na girdi. Bu donanmanın ilk grubunu oluşturan filoda, İngilizlerin Queen Elizabeth zırhlısı ile İnflexible, Lord Nelson ve Agamemnon savaş gemileri bulunuyordu.

İkinci grupta İngiliz Kalyon Kaptanı komutasında Ocean, İrresistible, Wengeance Majestic gibi savaş gemileri yer almıştı. Üçüncü filo ise Prince, Bouvet, Suffren gibi Fransız savaş gemilerinden oluşuyordu.

İngilizler ve Fransızlar zayıf Türk savunmasını kolayca susturarak Boğaz'ı kolayca geçebileceklerim umuyorlardı. Bu umut ve güvenle 18 Mart 1915 günü düşman savaş gemileri şiddetli bir ateşe başladılar. Rumeli Mecidiyesiyle merkez bataryaları şiddetli bir ateşe tutuldu. Boğazdaki düşman gemileri Hamidiye istihkamlarına yüklendi. Bunu gören Dardanos bataryaları ateşi üzerlerine çekmeye çalıştı. Az sonra, tüm gemiler, Dardanos'a saldırdı. Dardanos tabyamız saldırılara şiddetle karşı koydu. Bu arada Mesudiye tabyası da ateşe başlamıştı. Mesudiye üzerine ateş açılınca Hamidiye onun yardımına koştu. Bu arada kıyı bataryalarımız düşman üstüne ateş yağdırmaya başladılar. Bunalan düşman kaçmak isterken topçu atışlarıyla karşılaşıyordu. Düşman gemilerine göz açtırılmıyordu. Karşılıklı bu korkunç bombardıman bir saat kadar sürdü. Bu karşılıklı bombardımanı bir yabancı yazar şöyle anlatıyor:

«İnsan manzarayı gözlerinin önünde canlandırabilir. Kaleler, toz duman bulutları içinde kaybolmuşlarda Yıkıntıların arasından arada bir alevler yükseliyordu. Gemiler, çevrelerinde fışkıran sayısız su sütun­ları arasında yavaş yavaş hareket ediyorlar, bazen duman ve serpintiler arasında iyice görünmez oluyorlardı. Tepelerden ateş eden havan toplarının alevleri görülüyor, ağır toplar yer sarsıntıları gibi gümbürdüyordu.»

Bombardıman sırasında Türk tabya ve bataryaları büyük zarar görmüştü. Amiral Robeck Fransız gemilerini geri çekerek İngiliz savaş gemilerini ileri sürdü. Tam bu sırada müthiş patlamalar oldu. Bouvet ve Suffren savaş gemileri mayına çarparak sarsıldılar, manevra kabiliyetini kaybettiler. Bir gece önce Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar görevlerini yapmışlardı. Boğazın berrak sulan üzerinde bir dev gibi yatan Bouvet ve Suffren'e tarihi Hamidiye bataryamızın keskin nişancıları ateş açtılar. Çanakkale Geçilmez kitabının yazarı Alan Moorehead olayı şöyle anlatıyor.

«Saat 13.45'de Suffren'in az gerisindeki Bouvet müthiş bir patla­mayla sarsıldı. Güverteden göğe kesif bir duman yükseldi. Gittikçe hızlanarak yana yattı, devrilip gözden kayboldu. Olayı görenlerden birinin ifadesine göre «Bir tabak, suda nasıl kayıp giderse o da öylece kayıp gitti.»

Türk tabyaları, Boğaz'ı geçmeye çalışan düşman gemilerine durmadan ateş ettiler. Bu arada düşman Boğazdaki mayınları temizlemek için mayın tarayıcılarını boğaza soktu. Tabyalarımız mayın tarayıcılarına ateş açtılar. Açılan ateş yağmur gibi yağmaya başlayınca düşmanlar panik içinde kaçtılar. Bu arada düşman savaş gemilerinden İnflexible, İrressitible büyük hasar gördü. Batanlar oldu. Daha sonra Queen Elisabeth ve Agamemnon yaralandı. İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nı denizden aşamadılar. Büyük kayıplar vererek: Çanakkale Boğazı'nın geçilemeyeceğini öğrendiler.

İtilaf devletleri Çanakkale Boğazı'nın savaş gemileri ile aşamayınca bu kez çıkarma yapmayı planladılar. Artık Çanakkale kara savaşları başlı­yordu. Kara savaşında düşmanın nereden çıkarma yapabileceği tartışıldı. Mustafa Kemal Kabatepe ve Seddülbahir'den, Alman komutan Von Sanders ise Bolayır ve Anadolu yakasından çıkarma yapılabileceği görüşündeydi. Alman komutanı Von Sanders'in görüşü ağır bastı, ve askerler o yöreye yerleştirildi.

Düşman güçleri 25 Nisan 1918 sabahı Mustafa Kemal'in düşündüğü noktadan saldırdı. 19. Tümen Komutanı Mustafa Kemal Kocaçimen'de Conkbayır'da, savaştı. Cephanesi biten askerlere:

— Süngü tak emrini verdi. Daha sonra ;
— «Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimize başka kuvvetler ve başka komutanlar geçebilir» dedi. Tarihin bu en büyük siper savaşı başlamıştı. Siperler arası uzaklık sekiz on metre kadardı. Türk siperlerinden hiçbir asker ayrılmıyordu. Şehit düşenlerin yeri hemen dolduruluyordu. Her adım başına bir mermi düşüyor; toprak adeta tüterek kaynıyordu. Düşman dalgalar halinde Conkbayır'a doğru ilerliyordu. Bu arada Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığına atandı. Anafartalar Savaşı'nda düşmanın attığı şarapnel misketi Mustafa Kemal'in göğsüne isabet etti. Ancak cebindeki saate çarptığından bir şey olmadı.

Kısa sürede Türk ordusu her yerde büyük başarılar kazandı. Düşman şaşkına döndü, bozguna uğradı. Çanakkale kara savaşlarının en önemli cepheleri; Kumkale, Beşike, Bolayır, Seddülbahir, Anbumu, Kabatepe, Conkbayırı ve Anafartalar'dır. 19 - 20 Aralıkta Anafartalar ve Arıburnu cephesi, 8 - 9 Ocak'ta Seddülbahir düşmanlar tarafından boşaltıldı. Böylece 1915 baharında parlak umutlarla karaya ayak basan birleşik düşman ordusu 1916 kışında bozguna uğrayarak çekip gitti.

Çanakkale savaşlarında 250 binin üzerinde askerimiz şehit düştü. Düşman kayıpları ise bu rakamın üstündedir.

Çanakkale savaşlarının unutulmaz kahramanı, Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal'in başarısı ilerde başlayacak Ulusal Kurtuluş Savaşı'mızın kaynağı oldu.

Bağımsızlığımızı savunmak, yurt topraklarımızı korumak için yapılan savaşlar kutsaldır. Çanakkale, Ulusal Kurtuluş Savaşımız kutsal destan savaşlara birer örnektir.

 

Çanakkale Destanı| Oratoryo

 

ÇANAKKALE DESTANI

 

 

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Ana ben gidiyoooom düşmana karşı

Oooof gençliğim eyvah.....

 

Çanakkale içinde vurdular beni

Ölmeden mezara koydular beni

Oooof gençliğim eyvah.....

 

 

1.ses:

        Çanakkale,

           Asırlara uzanır yolculuğun.

          Gecenin karanlığında suları yaran sal,

          İçinde kırk yiğidi Süleyman Paşa’nın...

          Ve Sarı Saltuk,Evronos Bey,Gazi Fazıl.

          İşte senin gerçek tarihin böyle başlar.

 

KORO:

        Giriş kapısı Anadolu’mun,

           Geçiş kapısı Avrupa’nın.

          Sensin tapusu yurdumun.

          İlk defa seninle tanıdı Türk’ü,

          Son defa sende öğrendi,

          Seni ve beni unutamaz Avrupa.

 

2.ses:

       Mavi denizlerinde hür martıların

          Oynaşırdı uzun asılarda.

          Huzur içinde yatardı denizine karşı

          Bolayır’da Süleyman Paşa.

          Uzak iklimlerden gelen gemileri,

          Selamlardı,gemiler Bolayır’ı.

 

3.ses:

         Ezine’de Ahi Yunus,

 

4.ses:

          Kaşıkcı Baba Kilitbahir ‘de,

 

KORO:

       Gelibolu’yu bekleyen gönül erleridir.

 

 

 

 

 

5.ses:

         Huzur , sükunet ister gönül erleri.

         Yatışları denize karşı,

         Gözlemek içindir gemileri.

 

KORO:

       Ey güzel toprak,bedenimsin,tenimsin.

          Seninle kucaklaşan erlerinle:

          BENİMSİN,BENİMSİN,BENİMSİN....

 

6.ses:

       Giriş kapısı sensin Marmara’nın

         Sen Anadolu’sun,Rumeli’sin.

         Sana evlat bağışlayan her ilisin.

         Kastamonu,Van,Kırklareli’sin...

         Kısacası sen : Türkeli’sin

 

KORO:

        Bu vatan toprağın kara bağrında

           Sıradağlar gibi yatanlarındır.

           Bir tarih boyunca onun uğrunda,

           Kendini tarihe verenlerindir.

 

7.ses:

         Yıl 1914............

         Kaynamada bütün Avrupa.

         Barut kokusu gelmede dört yandan

         Yeryüzü kaynamada;

 

KORO:

           ATEŞ,ÖLÜM,KAN..........

          

8.ses:

       Ülkeler sıkarken birbirine yumruğunu

          İnsanlık adına insanoğlu,

          Veriyor belki son soluğunu...

          Savaş çığlıkları yükseliyor gökyüzüne.

          Analar ,bacılar,dedeler,kan ağlamakta beride.

 

9.ses:

       Hamılton karar vermiş:Şu boğazların

          Sahibi olacakmış,bugün değilse yarın...

 

 

10.ses:

         Geçip Çanakkale’den hesapları

            İstanbul’u almak ister İngiliz cenapları...

            Sonra:Hasta Adam’ın

            Mirasını, bölüşmekmiş hülyaları...

 

11.ses:

         Boşalmış beş kıtanın bütün denizleri.

            Çanakkale olmuş sanki geçit yeri...

            Karadağlı’sı,Fransız’ı,İngiliz’i...

           Kendi geldiği yetmiyormuş gibi

           Yanında bir de Hintli’si,Zelendalı’sı....

 

12.ses:

           Fakat bu hesapta aldanmada hesapsızlar.

           Her hasta mutlaka ölmez.

          Türk’ü öldü sanmada soysuzlar.

          Daha dün Türk’tü efendisi

          Ne çabuk unutmada insan hafızası.

 

KORO:

        Asırlarca söylenirken,

           Dillerde bizim şarkımız.

           Medeniyet bizimle doğdu.

           Hakk’a merdiven oldu ırkımız.

           Son rütbemizdi şahadet

           Ölümden yoktur korkumuz

           Birlik olur ölümüz,dirimiz

           Çelikten bir orduya

           Bedeldir ırkımız...

 

13.ses:

         Ben ezelden beri hür yaşadım,hür yaşarım .

             Hangi çılgın bana zincir vuracakmış ?Şaşarım.

            Kükremiş sel gibiyim ,bendimi çiğner aşarım.

            Yırtarım dağları enginlere sığmam ,taşarım.

 

14.ses:

         Her bucaktan mantar gibi

             Bitiyor çelik ordular.

             Denizden gökten topa tutuyordular

             Koç yiğitler,aç toprakları

             Durmadan doyuruyordular.

 

 

KORO:

        Yurda olurken göğsümüz siper,

            Sırtlan gibi bağırıyor gemiler.

           Sanki boşaltmada içindeki ateşi,

           Bunlar mı Avrupalı,bunlar mı medeni?

 

15.ses:

         Düşman sevinçle karaya tırmanıyor

             Şimdilik sessiz siperlere

             Yürürken sevinçle, azametle,

             Sahipsiz köy buldum sanıyor.

 

16.ses:

         Ve birden saldırıyor , o aslan Mehmetcik...

             Fırtına yaratırken havada mermiler,

             Ok gibi fırlamada siperden her nefer.

             Bir adım gerilemiyor yerinden

             Kahraman Türk askeri.

 

KORO:

           Adım atamaz siperden öteye düşman

           Ölmeden en son kahraman.

 

17.ses:

            Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar

            Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.

           Ulusun,korkma.Nasıl böyle bir imanı boğar

           Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.

 

18.ses:

        Birbirine karıştı varlıkla yokluk.

           Çelik zırhlılarla iman dolu göğüsler.

          Ölen ölür, kalanınsa, kanı göğsünü süsler.

          Bire beş, beşe on gelmede düşman.

          Ortada zaferden eser yok, geride kalan mı?

 

KORO:

        ÖLÜM!ÖLÜM!ÖLÜM!...Ölüler....Ve bir de kan

 

KORO:

        Bayrakları bayrak yapan üstünde ki kandır.

           Toprak eğer uğruna ölen varsa vatandır.

 

 

 

19.ses:

         Yaralı bir asker gibi saldırıyor Mehmetcik

             Bakmıyor düşmanın sayısına...

 

KORO:

           O’nu siperden sipere uçuran iman var.

 

20.ses:

        Hamilton haykırıyor:

          Ölün,dönmeyin geri

          “Yetişin bittik!”diye yalvarıyor telsizler.

           Tükenenin yerine yenisi yükleniyor

           Her yüklenişte düşman yeniden ümitleniyor.

 

 

 

 

 

 

 

21.ses:

         Mehmetcik ise azaldıkça yeniden bileniyor   

            Topları susturuyor”Allah Allah” narası.

            Kandan başı dönüyor çarpışanların.

            Durmazsa bu akın,duracak hayat yarın.

 

KORO:

          Toz yerine uçuyor kollar,başlar , bacaklar.

          Son ümitle son defa saldırıyor Anzaklar...

          Uğrattık anzakları süngümüzle bozguna.

          İlk günüde mıhlandı düşman Arıburnu’na

 

22.ses:

        Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın.

            Siper et gövdeni dursun bu hayasızca akın

           

Ay Yıldız'ın Doğuşudur Çanakkale



ÇANAKKALE    


 Ay Yıldız'ın Doğuşudur Çanakkale

Bu güneş Çanakkale’de doğdu..Bir daha batmamaya yemin ederek..
Ölüme yürüyüşün günüdür bugün …Savaşlarda mermiler yağar,ama Çanakkale’ye düşman yağıyor dört bir yandan...Sağına dönse İngiliz,soluna dönse Yunan-Fransız.Önünde zaten Anzak’lı.Arka tarafı Allah’a emanet…
Bu savaş mı…hayır değil...-Mahşer mi Hakikat Mahşer- Yalın ayak koşuyor Mehmetçiğim ateşin üstüne…Ayağına her diken batışında Allah diyor...Yüreğine her mermi deyişinde Vatanım diyor…Yere düşünce de Tevhitten sonra Anam-Yarim diyor…
Her düşen Mehmetçikle,Bir ana ağlıyor uzaklarda…Gözünden oğlu damlıyor toprağa.Damlayan yerden bir yiğit muştulanıyor.Düşen oğlundan sancağı alıp koşuyor düşmanın üstüne.Onunda gözüne değiyor bir bomba.Daha orada patlamadan bir Ananın yüreğinde patlıyor o bomba..Bir oğul daha damlıyor gözlerinden toprağa.Bir daha bir daha…Durmuyor o gözyaşı…Akıyor… Akıyor…Yere düşen her Mehmetçikle çağıldayarak akıyor o gözyaşı…Nasıl akmasın,Kurbanınız olayım,Vatan gidiyor elden…
Bir Tarih akıyor Mehmetçiğin ayaklarının altından...Bir ateş geçiyor Mehmetçiğin yüreğinden…Düşen bir asker,dirilen bin yürek …Bakın bir yürek daha kalktı şaha..Elinde 250 kilo mermiyle.. Bu vatan bizimdir imanıyla koydu mermiyi topun ucuna…O top nasıl ateşlemesin kendini? Nasıl gidip de düşmanın gemisini çökertmesin? Gidiyor…Gidiyor… Havada süzülerek gidiyor Seyit Onbaşından hatıra diyerek düşmanın kalbine konuyor…
Bunu gören Mustafa Kemal nasıl celallenmesin...Bakın düşmanın gözünü bir mavilik alıyor..Kurt bakışı bir mavilik..O Mavi Gözlerden bir haykırış yükseliyor semaya:Ben size Ölmeyi emrediyorum.İleri!
Bu emri duyan Mehmed’im nasıl koşmasın ateşin üzerine…Bir asker koşuyor merminin önüne,arkasında bıraktığı yavuklusu…Mehmed’imin ayakları düşmana koşuyor,yüreğiyse geride bıraktığı Yarine…Geride kalan Yar,ilerden gelen mermi…Hangisi daha çok acı verici:Yüreğinde sakladığı Yar’imi,yoksa yüreğine çarpan mermi mi?
Bakın bir bomba geliyor bu tarafa...Bakın havayı yara yara geliyor…Düşüyor tozu dumana katarak…Çökertiyor düştüğü yeri.İşte Bakın bir Mehmetçik daha düşüyor yere kanlar içinde…Vucudu beş parçaya bölünmüş.Yıldız misali sereserpe uzanmış kıpkızıl yere...Gökteki Ay buna nasıl dayansın..O da atıyor kendini alevler içine.Konuyor Yıldızın yanına.Etraf mı zaten al kan içinde. Semadan melekler gözlüyor yere sereserpil uzanmış AY ve Yıldızı…
Buna Hak Peygamber nasıl dayansın.Açıyor ellerini semaya..Yerdeki AY YILDIZ için başlıyor duaya..Şahlansın diyor yerde yatan AL BAYRAK…
Bu dua nasıl kabul olmasın Allah katında

…Bir rüzgar esiyor savaş meydanında.Yerde yatan AY YILDIZ katıyor rüzgarı önüne …Dilde tekbir giriyor düşmanın kapkara kalbine.Söküp atıyor o çıbanı Çanakkale’den …Dindiriyor uzakta ağlayan Ananın gözyaşını…Susturuyor Yar’in dilindeki ağıtı…
Bu rüzgar,bir daha hiç inmemek üzere çekiyor AY YILDIZI göklere…Nasıl insin ki,bu topraklarda Mustafa Kemal Ve Onun askerlerinin yüreğini taşıyanlar oldukça..
Şimdi yer gök sussun! Şahlansın Şanlı Türk Milletinin Şanlı AY YILDIZ BAYRAĞI…                                   

                                                                                                      

                                                               Rahim Şakacı

 

 

Destanlara Destan Olan Yurt Çanakkale'de






Destanlara Destan Olan Yurt Çanakkale'de


Türk tarihinde unutulmaz vardır şanın şöhretin
Çanakkale boğazında Türkün gücünüde öğrettin
Mehmet'in dünyaya neler yapacağını gösterdin.
Toprağında akıl almaz kahramanlık var Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Düşman bataryaları mevzilere ateş kustukça
İmanlı Mehmet'im göğsünü siper ettikçe
Göğüste mermi parçalanıp yere düştükçe
Her günün bir başka destandır Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Düşman zırhlılarından mermi yağmuru yağar
Mehmet din imanı havada mermiyi tutar
Mermiler havada sevdalanır birbirini öper
Dillere sen destan oldun şan Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Düşman gemileri tabyalara mermi yağdırır
Nüsret gemisi gece boğaza mayın döktürür
Düşman zırhlılarını birebir boğaza gömer.
İmanın imansıza hükmettiği sen Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Her iki yakanda mevziler uzayıp gider
Her atılan mermi düşmanı sulara gömer
Yirmi altı sayısının sırrını boğazda çözer
Düşmana geçit vermeyen sen Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Çanakkale'nin geçit vermez bayırları
Düşman her taraftan kesti yolları
Mehmet'im süngü harbiyle attı onları
Türk'ün ateşle imtihanı sen Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de


Havada uçuşup giden top mermilerinden
Mehmet oğlu Hasan'ın kolu ayrılır gövdesinden
Şehit düşer çok akar Conkbayırın teklerinden
Yeni bir destan yazılır sende Çanakkale
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Düşman şaşkındır, aptaldır ilerleyemez bile
Türkoğlu savaşta bile aklına getirmez hile
Kınalı yiğitler kurbandır gözünü kırpmaz gine
Her gün bir destan yazılır Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Mermi bitmiştir cephane kalmamış elde
Osman oğlu Mehmet Erzurumlu gidiyor önde
Tekbir getirerek süngü ile savuruyor boğaza
Her gün ayrı bir destan yazılı Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Sebtülbayır sırtlarında Osman İzmir süngüyle dövüşür
Asil kahraman asker yaralı düşmanla suyu bölüşür
Sağlam kahpe düşmanla mertçe hesap görülür
Mehmet merhametiyle destanlaşır kardeş Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Kimisi yamyamdır, kimisi Hindu itin dolu
İngiliz şerefsizi, alçak domuz yavrusu
Fransız kancığı, kahpenin doğurduğu
Sulara gömer Denizli Kemal Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

57. alay kahramanca savaşır anzak koyunda
Kahramanlık yaratır düşmanın her hücumunda
Mermiye karşı süngü ile savaşır Allah'ın huzurunda
Destanlar yazar Mehmet Çanakkale'nin anzak koyunda
Destanlara destan olan yurt Çanakkale<2de

Komutanı emretmiş ölmeyi, asla geri dönmemeyi
57.alay şehit düşer erinden komutanına kadar
Yarbay Hüseyin Avni Bey gösterir kahramanlılığını
Birliğin önünde savaşarak kanı döker son damlasına kadar
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

25 Nisanda Conkbayırında saldırıyor kahpe düşman
Kanlı savaş 9 ağustosa kadar sürüyor, yenilgi tadıyor düşman
Ahmet'im, Osman'ım, imanla duvar ordu geçirmedi oradan
En kanlı savaşı verdi, şahadet şerbetini içti Conkbayırı Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Üst teğmen Nazif Çakmak şimşek gibi gözleri bakıyor oradan
Küçük ve büyük Anafartalar ovasını gözlüyor koruyor oradan
Nazif Çakmak 28temmuz 1915 de şahadet şerbetini içmiş orda
Ruhuyla bekliyor kahraman komutan vatanı Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Mehmet çavuş ile coşkulu bir ruh ile anıtında buluşuyoruz
Düşmana taşla sopayla saldıran eşsiz kahramanla tanışıyoruz
Ahi rette şefaat etmesi şartı üzere abideden çavuşumdan ayrılıyoruz..
Ağlayarak topluca Çanakkale'de başka bir şehitliye varıyoruz
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Bomba sırtına tırmanıyoruz, kahramanların yanına kafileyle ağlayarak
Ellerinde kuranlar gözlerimizin önünde tekbir getirerek saldırıyorlar
Okumayı bilmeyenler kelimeyi tevhit getirerek düşmana saldırıyorlar
Kanlı sırtı savunan peygamber komşuları Çanakkale'de yatıyor
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Mehmetçiciği saygı anıtı önünde bizde seni saygı ile selamlıyoruz
Ey kahraman asker senin merhametini tüm gönülden alkışlıyoruz
Senin gibi bir neslin evladı olduğumuz için Allah için övünüyoruz
Yaralı düşmanı kucaklayıp düşmana teslim eden asker Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Büyük kemikli kitabesini ağlayarak gururla topluca okuduk öyle
Söyleyin dünya tarihçileri, tarihte böyle ikinci bir ırk var mı? Söyle
Beş aylık çeliğe karşı imanın direnişinin kahramanlığını cihana söyle
20 Aralıkta kahpe ardına bakmadan boşaltır kemikli mevzisini öyle
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de


Büyük Anafartalar mezarlığında yürüyoruz birlikte ağır ağır
20.alay komutanı Halil Bey gel adaşım dadaşım yanıma diyor.
21.alay komutanı Yarbay Ziya Bey, Halid yanımıza geliyor
Hangi yüzle bu Çanakkale şehitleri huzuruna geldiniz diyor
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Dur deme boşuna dinlemem seni,
O topraklarda yatan dedemdir görecem onu
Bana bıraktı miras bu çenet vatanı
Şu anda kahramanlık destanını yazdığın yerdeyim atam
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Nuri Yamut Paşa anıt yaptırtır
Şehit kemiklerini tekbirlerle toplattırılır
Türkün tarihine vefa örneği bir sayfa katar
Şu Çanakkale ilçesi Gelibolu da
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Seyit onbaşı anıtı muhteşem durur
200 kiloluk mermiyle agemenmunu vurur
Düşman yenilgi acısı içinde kendini bulur.
Şu geçit vermez boğaz olan Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Şanlın Nusret gemisi gece karalığında mayın döşüyor.
Yenilmez armada mayına çarpıyor derin sulara gömülüyor
Oceanla gemisi aynı akıbetle Türkün gazabını yaşıyor
Şu geçit vermez boğaz olan Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Anzak koyunda inanılmaz mucizevî savaşlar verdik
Bu savaşta genç kınalı ana kuzusu fidanlar verdik
Tarihe türkün yenilmezlik rekorunu bir daha yazdık
Gördüğün masmavi olan yeşille bütünleşen Anzak koyunda
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Atalarım yapmış Seddulbahır kalesini boğaza hâkim bir yere yapılır
İngilizlere bu savaşta tarihin en acı yenilgisini burada yaşatılır
Ertuğrul koyu çıkarması İngiliz bir adım atamadan o mezar yapılır
O gün haçlılara karşı tarihte altın sayfalarda yer alacak zafer yazılır
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Havuzlar şehitliği kahramanlığın destanlaşan bir diğer adı
Şehitlere selam söyle ana doludan muhabbet et şefaat iste
Dikkat et adımlarına her adımda alta yatan atandır sızlar kemiği
Türkün destanlarından biri havuzlar şehitliğinde yazıldı böyle
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

Horasan ereniyim geldim dedeler namazgâhız da namaz kılıp yatmaya
Sizlerle birlikte olup biz torunlarınız için sohbet edip sizden şefaat istemeye
Benim felah gecemde gönül sarhoşluğu içinde sizinle birlikte hakka varmaya
Mehmet oğlu Halil yeniden dünya geldi manevi hazla sabah ezanlarıyla Çanakkale'de
Destanlara destan olan yurt Çanakkale'de

<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->