728x90 Reklam Alanı

Bookmark Post in Technorati Bookmark Post in Technorati

Nöbetçi Millet | Behçet Kemal Çağlar

http://web.inonu.edu.tr/~ggultekin/Trenpencere.jpeg


Nöbetçi Millet

Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey!
Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.
Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.

Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Er geç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.

Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.

Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!
O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi
Ey geceyarılarımızın güneşi
Ey ışık saçlar
Ey yele kaşlar
Ey çekilmiş hançer bakışlar
Ey fikri döven şakaklar
Ey kalem parmaklar
Ey ay-yıldızlı el
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy...
İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.

Behçet Kemal Çağlar

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şeriat içinde dahi vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE…






29 EKİM

CUMHURİYET BAYRAMINIZ

KUTLU OLSUN

 

 

http://www.yenimakale.com/haber_resim/Cumhuriyet_Bayrami.jpg

 

 

http://www.netkeyfim.com/wp-content/uploads/2009/01/cumhuriyet-bayrami.gif

 

http://okulweb.meb.gov.tr/06/22/240924/images/cumhuriyet_bayram%C4%B1.jpg

http://www.tyik.org/images/mustafakemalataturk.jpg



http://www.pursaklar.gov.tr/haberler/haber_resimleri/cumhuriyet-bayrami.jpg


"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

"29 Ekim Resimleri, FORUM.VATAN.TC"

Hiroşimalar Olmasın | Oktay Akbal


http://www.batguano.com/nuclear/42.jpg

Hiroşimalar Olmasın

 

 

"Kırk beş saniyede oldu her şey

8.15'te Hiroşima vardı

Hiroşima yaşıyordu,

Saniyelerin çiçek soluğunda

Saat 8.16 olduğunda

Yoktu Hiroşima."

Ceyhun Atuf Kansu




Tam elli yıl önceydi. 1945 yılının 6 Ağustos günü. Sabahın sekiz on beşinde Hiroşima göklerinde bir dev uçak belirdi. Adı Küçük Oğlan' dı. Bir adam bankanın önünde durup göklere baktı. Bir an. Kırk beş saniyelik bir zaman parçası Birden yok oldu. Gövdesi eridi. Gölgesi vurdu bankanın kaldırımına. Biri de geldi çekti resmini. Adam yoktu, ama gölgesi çıkmıştı kaldırıma...

Bir anda yüz bin insan öldü. Yüz bin de yaralı. Kuşaklar boyu sürüp gitti hastalıklar. O gün doğmamış çocuklar bile kurtaramadı kendini bu hastalıktan. Kollarda, bacaklarda, yanaklarda derin izler kaldı atom yanıklarının... Kansu' nun şiirinde dediği gibi: "Yangından öte bir şey - Bir milyon santigrat ısı - Ve atom bombası - Bir dev mantardı ölüm ormanı üzerinde - Alıp götürmüştü yüzyılların getirdiği bir günü."

Aradan tam elli yıl geçti. Evet, yeryüzünün herhangi bir kentine bir daha atom bombası atılmadı. Önce Hiroşima, sonra Nagazaki, hepsi bu. Yıllar yılı Demokles' in kılıcı gibi sallandı atom, hidrojen, kobalt bombaları insanlığın tepesinde. Soğuk savaş bir türlü sıcak savaş olmadı. Ama yeryüzünün dört bir köşesinde sonu gelmeyen acılar, kanlı olaylar, savaşlar sürdü, sürüyor da... Sanıldı ki, insanlık bir ders alacak Hiroşima' dan, savaştan... Olmasın dendi, Hiroşimalar Olmasın. Ama şimdilerde nice savaşlar, kıyımlar yaşanıyor yine de.

Ben Hiroşima’ ya 1970 yılında gitmiştim. Şimdi bir kez daha, Hiroşima’ dan yarım yüzyıl sonra dünyanın içine düşürüldüğü kanlı çıkmazlar, insanoğlunun acılardan, kanlı çarpışmalardan hiçbir ders almadığını göstermiyor mu? Boşuna mı bunca çaba, bunca kitap, bunca barış çığlığı?

Oktay AKBAL

 

 

http://img222.imageshack.us/img222/4848/im1275bw8.jpg

 

 

http://img397.imageshack.us/img397/5306/042233yt.jpg


http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/AE/atomikkiyamet.jpg


Amerika’nın Hiroşima Cehennemi


 

 

Amerika’nın Hiroşima Cehennemi

 

 

Atom bombasının Hiroşima ve Nagasaki’de yarattığı yıkımı belgeleyen bir çok fotoğraf olsa da, şimdiye dek bombanın insanlar üzerindeki etkilerini, o şehirlerdeki insanların ne durumda olduğunu gösteren çok fazla fotoğraf ortaya çıkmamıştı…
 

 

Patlamadan kısa bir süre sonra Hiroşima’daki insanlar.
 
Atom bombası sebebiyle ölen insan sayısı 250.000 olarak tahmin ediliyor.
Hiroşima’ya atılan bomba: ‘Küçük Çocuk’
 
Atom bombası patladıktan 30 saniye sonra bombayı bırakan uçak olan ‘Enola Gay’den çekilen fotoğraf.
 
Patlama sonrası Hiroşima kenti.
 
Patlamanın yarattığı aşırı sıcaklık karşısına çıkan herşeyi yakarak yoluna devam ederken, Hiroşima’da bankanın önündeki merdivenlerde oturan bir kadının vücudundan geriye bu ‘gölge’ kalmıştı.
 
Aynı merdivenler ve ‘gölge’nin patlamadan hemen sonra çekilmiş fotoğrafı.
 
Patlamanın yakıcı sıcağı korkuluklar tarafından engellenince köprünün üzerinde sıcaklıktan etkilenmeyen bölgeler açık renkte kaldı.
 
Yakıcı sıcakta kavrulan bir insan ve merdivenin ‘gölgesi’ duvarda böyle kaldı.
 
Bölgedeki saatlerin hemen hepsi patlama anı olan 08:15′te durmuştu.
 
Bu kızın sırtına çapraz astığı çantasının kayışı, sırtından geçtiği bölgeyi alev topundan korumuş.
 
Patlama merkezinden 1500 metre uzakta bulunan, 4 yaşındaki Shinichi Tetsutani’nin üzerinde olduğu bisiklet.
 
Patlama merkezinden 900 metre uzakta bulunan bir öğrencinin üniforması.
 
Atom bombası kurbanlarının bir çoğunda “atom bombası kataraktı” diye adlandırılan bir rahatsızlık da oluştu. Fotoğraftaki gözbebeğinin merkeze doğru saydamlaşması bu rahatsızlığın sonucu.
 
Patlama merkezinden 800 metre uzakta bulunan 13 yaşındaki Nobuko Ohshita adlı kız çocuğunun üzerinde olan okul üniforması patlamadan böyle zarar görmüştü.

İstanbul’un Kurtuluşu

http://img2.blogcu.com/images/b/e/r/berru78esila/kad_k_y_r_ht_m.jpg


İstanbul’un Kurtuluşu

 

30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'nın ardından düşman donanmaları İstanbul Boğazı’na giriş yaptı.

13 Kasım 1918'de Haydarpaşa önlerine demirleyip İstanbul’a çıkan itilaf devletleri güçleri, İstanbul’un işgalini fiilen başlattı. Gayrimüslim azınlıkların bu olaya sevindikleri rivayet edilir. Mustafa Kemal Paşa tarihî "Geldikleri gibi giderler" sözünü bu olay üstüne o gün Haydarpaşa Garı’nın önünde söylemiştir.

Türk ulusu doğal olarak bu işgali kaldıramadı ve büyük ayaklanmalar başladı. O dönemde pek çok mitingle birlikte, on binlerce kişinin katıldığı ünlü Sultanahmet mitingleri yapıldı. Edebiyatçı yönüyle tanıdığımız Halide Edip (Adıvar) bu mitinglerde katılımcılara şu yemini ettirdi:

"Türkiye’nin istiklâl ve hayat hakkını alacağı güne kadar hiçbir korku, hiçbir meşakkat önünden kaçmayacağız. Yedi yüz senelik tarihin ağlayan minareleri altında yemin ediniz!"

Bu esnada Paris "Barış" Konferansı toplandı, İttihat ve Terakkiciler yargılandı, Osmanlı ordusu dağıtıldı. Pek çok devlet adamı, aydın ve asker savaş suçlusu ilan edilerek tutuklandı ve sürgüne gönderildi.

20 Ocak 1920 tarihinde itilaf devletleri, Osmanlı’nın harbiye nazırı ve genelkurmay başkanını istifasını istedi. Bu istekleri ertesi gün Cemal ve Cevdet Paşa'lar tarafından yerine getirildi.

Meclisi Mebusan 28 Ocak 1920 tarihinde gizli oturumla toplandı ve oy birliğiyle Misakımillî kararlarını aldı. 17 Şubat 1920 tarihli oturumda bu kararların açıklanarak, tüm yabancı parlamentolara bildirilmesi kararlaştırıldı.

Misakımillî kararları itilaf devletlerini çok rahatsız etti. Fiilî olarak devam eden işgal, 16 Mart 1920 günü resmiyete döküldü. İşgalciler meclisi bastı, vatansever milletvekillerini tutukladı, sürgün etti, bütün devlet binalarını ve karakolları denetim altına aldı. 11 Nisan 1920'de padişah Vahdettin İtilaf Devletleri’nin baskısıyla İstanbul’da bulunan Meclisi Mebusan'ı feshetti.

Gelişmeler Anadolu’da büyük merak, üzüntü ve çaresizlikle izlenirken, İstanbul’da kurtuluş mitingleri düzenlendi.

Durum gittikçe kötüleşiyordu. Meclisi Mebusan'ın kapatılmasının ardından Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 23 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi açıldı. Mustafa Kemal Paşa,  Erzurum milletvekili olarak meclis ve hükümet başkanlığına seçildi.

Bu dönemde Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları hakkında idam fetvası çıkarıldı. İdam fetvasının arkasındaki isimlerden olan sadrazam Damat Ferit Paşa, 10 Ağustos 1920'de Sevr Antlaşması’nı imzalayan heyetin başında yer aldı.

Bu olaylar ulusal kurtuluş hareketlerini daha da alevlendirdi. Türk ulusu, tarihin en büyük bağımsızlık savaşlarından birini yaptı ve alnının akıyla Kurtuluş Savaşı'nı kazandı. 11 Ekim 1922'de Mudanya mütarekesi imzalandı.

1 Kasım 1922'de saltanat Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kaldırıldı ve İstanbul hükümeti hukuksal olarak da sona ererek, Ankara hükümeti Türk ulusunun yegâne temsilcisi oldu. Son Osmanlı padişahı Vahdettin, 17 Kasım 1922'de İngiliz donanmasına sığınarak Malta’ya kaçtı.

1922'nin Kasım’ında Lozan Barış Konferansı toplandı. İsmet Paşa'nın diplomatik manevralarıyla dolu geçen günler ve aylardan sonra 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Antlaşmanın gereğince düşman güçleri İstanbul’dan ayrılmaya başladı. Son işgal kuvveti, 1923 Eylül sonu-ekim başında Türk bayrağını selamlayarak İstanbul’u terk etti.

6 Ekim 1923 günü 5 yıldır süren özlem sona erdi ve Türk ordusu sevgilisini bekleyen bir âşık gibi 5 yıldır onu bekleyen İstanbul’una kavuştu.

Türk askerleri büyük sevinç gösterileri ve mutluluk gözyaşları arasında kente girerken; Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları için idam fetvası çıkarttıran, Sevr Antlaşması’nı imzalayan Damat Ferit Paşa İstanbul'un kurtulduğu bu gün (6 Ekim 1923) Fransa’nın Nice kentinde öldü.

Türkiye'nin vazgeçilmez parçası olan İstanbul’un düşman işgalinden kurtulmasından 23 gün sonra Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

http://666kb.com/i/b2r1b94dv084v42nq.jpg

İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu İstanbul’un Kurtuluşu

 http://www.gerilim.org/wp-content/uploads/2009/09/istanbulun_kurtulusu_1923.jpg


<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->