SOL AYAĞIM | CHRISTY BROWN

2010-10-29 08:17:00

  SOL AYAĞIM  | CHRISTY BROWN KONUSU: Doğuştan özürlü olan bir çocuğun, özellikle an­nesinin çabası ve yardımlarıyla, içindeki yaratıcı yeteneği kullana­rak, hayata karşı verdiği tutunma mücadelesi anlatılmaktadır.   “A” Harfi:   5 Haziran 1932′de hastanede doğdum. Toplam yirmi iki çocuğu olan ve bunların on üçü yaşayan, bir ailenin çocuğuydum. Dört aylıkken, annem kafamın kendiliğinden arkaya düştüğünü fark etmiş. Zamanla, ellerimin her zaman arkaya doğru bükük ve sıkılı; çenemin kilitli olduğu; bir yastık olmadan oturamayacağım ortaya çıkmış. Beni, hastanelere ve kliniklere taşımaya başlamış­lar. Bütün doktorlar, “ümitsiz vaka” olarak karar vermişler. Annem ise bir türlü bu durumu kabullenememiş. Dört yıl su gibi geçmiş, beş yaşıma basmış olmama rağmen, halen yeni doğmuş bir bebek gibi yardıma muhtaçtım. Duvarcı ustası olan babam işe gittiğinde, annem, benimle diğer kardeşle­rim arasında oluşan duvarı, büyük bir sabırla ortadan kaldırmaya çalışıyordu. Akrabalarımız benim gibi çocukların verildiği ku­rumdan bahsettiklerinde, annem şiddetle “Benim oğlum geri zekâlı değil” diyerek karşı çıkıyordu. Beş yaşına gelmeme rağmen, sol ayağımdaki parmaklarım hariç, hiçbir şeye ilgi göstermemiştim. Bir de tebeşire meraklıy­dım. Bir gün, kardeşlerim ders çalışırlarken, sol ayağımı uzattım ve tebeşiri, ayak parmaklarım arasında sıkıca tuttum ve hareket ederek kara tahtanın üzerine sert bir karalama yaptım. Herkes konuşmayı kesmiş ve sessizce bana bakıyordu. Annem, mutfak­tan geldi ve beni o halde gördü. Sonra, Mona’dan aldığı tebeşirle, önüme “A” harfini çizdi ve “Aynısını... Devamı

İnci | J. Steinbeck

2010-04-20 11:57:00

    iNCİ KONU: Büyük ve çok değerli bir incinin çevresinde gelişen olaylar zinciri, Steinbeck’in şiirsel anlatımıyla destansı boyutlara ulaşıyor. Açgözlülüğün, doymak bilmez kar hırsının insanı nere­lere kadar sürükleyebileceği, belki de hiçbir romanda böylesine vurucu anlatılmamıştır.   Kahramanımız genç, dinamik, siyah saçlı, parlak ve delici gözlere sahip olan Kino, her zamanki gibi sabah erkenden uyandı. Eşi Juano uyuyordu. Denizden gelen dalgaların hışırtısını dinledi. Bu dalgalar ve bu ses, hep halkına esin kaynağı olmuş, onlar için ne türküler yapılmış, söylenmişti… Kendisi de adına Aile türküsü dediği bir ezgiyi mırıldanmaya başladı. Kino’nun atalarının en büyük özelliği hemen her konuda türkülerinin olmasıydı. Diğer kulübelerdeki İnsanlar da yavaş yavaş uyanmaya baş­lamışlardı. Bu esnada, bir akrebin beşikte uyuyan çocuklarına doğru i-lerlediğini fark ettiler. İkisi de donakaldılar. Kino aklından afet türküsü geçirdi. Kino bebeğe yavaş yavaş yaklaşarak onu koru­mayı planlarken akrep, bebeği omzundan soktu. Kino fırladı, geç de olsa akrebi yakaladı ve elinde un ufak etti. Bu seferde beynin­den kötülük türküsü ile düşman türküsü geçiyordu. Bu arada, Juano, akrebin soktuğu yeri emiyor ve zehri tükürüyordu. Çocuğu doktora götürmek için yola çıktılar. Bebeği akrep soktuğunu duyan bütün köy arkalarından yürüyordu. Doktor paragözün biriydi ve kendileri gibi yoksul insanları tedavi etmeye bile tenezzül etmezdi. Bu yüzden tüm köy, ne olacağının merakı içindeydi. Doktorun kapısına geldiler. Kino durakladı. Doktor kendilerinden değild... Devamı

İnci | John Steinbeck

2010-04-20 11:47:00

            İnci (John Steinbeck) KİTABIN ADI : İNCİ KİTABIN YAZARI : John STEINBECK YAYIN EVİ VE ADRESİ : Remzi Kitap Evi BASIM YILI : 1984 KİTABIN KONUSU Yoksul bir denizcinin bebeğini bir akrebin sokması ve ardından büyük bir inci bulmasıyla gelişen olaylar. KİTABIN ÖZETİ Kino;Salinas’ta, deniz kıyısında, saz evlerde yaşayan yoksul denizcilerden biridir. Evleneli çok olmamıştır. İlk çocukları maalesef tedavi edemedikleri bir hastalıktan dolayı ölür. Artık umutları ikinci çocukları olmuştur. Bir sabah bebeği bir akrep sokar. Kino hızla davranır ve akrebi öldürür. O ve eşi bebeği alır ve şehirdeki doktora götürürler. Doktor zengin ve acımasız bir insandır ve paraları olmadığını bildiği için çifti başından savar.   Eve döndükten sonra Kino, bambudan yapılmış kayığını alır ve inci avına çıkar. Kıyıdan açıldıktan sonra dalar ve dipten o güne kadar görülmüş en büyük incilerden birini çıkarır. Evine döner ve eşine gösterir. Bu inciyi satarak kazanacakları parayla bebeği tedavi ettireceklerini sonra onu okutup bu yaşamdan kurtulacaklarını planlarlar. O gün Kino’nun kardeşi ve karısı da evlerine gelirler ve tavsiyelerde bulunurlar. Büyük incinin haberi tüm şehre ulaşmıştır. Doktorun ise inciye sahip olup Salinas gibi bir taşra kentinden kurtulup Paris’e gitmeyi planlamaktadır. Ertesi gün doktor uşağıyla tedavi için Kino’nun saz evine gelir. Bebek iki gündür iyi durumda olduğu için Kino doktoru reddeder. Doktor ise çocuğa bir ilaç içirir ve çocuğun ateşlenebileceğini söyler. Dediği gibi bebek ateşlenir ve doktor o esnada yeniden gelir ve çocuğun ateşini geçirir. Doktorun asıl amacı Kino&rsq... Devamı

GÖZ YANILMALARI

2010-04-19 01:16:00

GÖZ YANILMALARI                   Noktalar siyah mı Beyaz mı ?   Orta noktaya 1dk bakın ve sonra duvara bakın. Ortadaki yuvarlak aynı boyutda mı yoksa değişiyor mu ? Karenin kenarları paralel mi yoksa yamuk mu ? Çizgilerin uzunlukları aynı mı ? Filin kaç ayağı var? Bu üçgen nerde bitiyor ? Saksafon çalan bir bey mi  yoksa bir bayan yüzü mü? Mor çizgi yamuk mu? Düz mü ? ... Devamı

ÜLKEMİN EFSANELERİ

2010-03-15 21:03:00

      ÜLKEMİN EFSANELERİ   1 ŞAHMERAN EFSANESİ VE LOKMAN HEKİM EFSANESİ   Vaktiyle, binlerce yılanın yaşadığı bir mağaraya yanlışlıkla giren bir adam, yılanlar tarafından padişahları Şahmeran’a götü­rülür. Şahmeran adama canını bağışlayacağını, ancak kendisini misafir etmek zorunda olduğunu söyler. Yerini bilen birini serbest bırakarak kendi hayatını tehlikeye atmak istememektedir. Şahmeran ona çok iyi davranır. Adam bir dediği iki edilmeden bütün ihtiyaçları sağlanarak yaşamakta, günlerinin büyük bölü­münü Şahmeran’la sohbet ederek geçirmektedir. Ne kadar rahat da olsa, gerçek dünyadan uzak bir mağarada süren bu hayattan sıkılan adam, bir gün yeryüzüne dönmek için Şahmeran’dan izin ister. Şahmeran adama güveninin tam oldu­ğunu, yerini kimseye söylemeyeceğine inandığını belirterek git­mesine izin verir. Ancak kendisini gördüğü için vücudunun pul pul olacağını, bu yüzden vücudunu kimseye göstermemesi gerek­tiğini de tembih eder. Yeryüzünde normal hayatına dönen adam, Şahmeran’ı gör­düğünü hiç kimseye söylemez. Bu arada padişahın kızı hasta olmuş, tedavisi İçin bütün ülke seferber edilmiştir. Kızın iyileşme­sini en çok isteyenlerden biri de vezirdir. Gerçek amacı kızla evle­nip oğlu olmayan padişahın yerine ülke yönetimini ele geçirmek olan vezir, bütün büyücüleri toplayarak, bu hastalığa çare bulma­larını ister. Büyücülerden birisi, Şahmeran’ın bulunup öldürülme­si ve vücudundan alınacak bazı parçalann kaynatılıp içirilmesi durumunda ... Devamı